Tarih | Kültür

Tarlaların arasında kaybolmaya yüz tutmuş“Kütüklü Baba Tekkesi”

1-Tarlaların arasında kaybolmaya yüz tutmak üzere olan, geçmişi hakkında çok az
bilgiye sahip olduğumuz, ziyaret edilmeyi bekleyen önemli bir eser.
Hakkında efsanelerin olduğu bir yapı taş mimarisiyle büyük şehirlerde padişahlara
yapılmış türbelere benzeyen bir yapıdır.

İskeçe’nin Gökçeler köyünden aşağı doğru inilerek Kızılcaköy(Polisiton) köyünden
sonra Elmalı(Sidini) köyünüde geçtikten sonra Boru gölüne doğru yöneliyosunuz
Gereviz(Selinon) köyüne geldikten sonra birilerine sormanız gereklidir. Bu önemli
eser bir tarlanın ortasında kalmıştır çünkü, kaderine mahkum bırakılmıştır.
Kültüklü Baba kimdir?

Kültüklü Baba’nın tam olarak nereden geldiği belli değildir.Kültüklü Baba
*Buhara ve Horasan’ gelen atalarimizdan Ahmet Yesevi’nin halifelerinden olup Hacı
Bektaş Veli ile anadoluya gelmiş sonra Rumeli’ye geçmiş Sofya’da ünlü mutasavvıf(
tasavvuf inancını benimsemiş kendini Allah’a adamış kimse) Bali Baba’dan ders
görmüş,sonrada buralara tekkesinin olduğu yerlere yerleşerek burada topluma hizmet
vermeye devam etmiştir.

Şeklinde anlatır; Ekrem Hakkı Ayverdi .
Kayıtlara göre Kültüklü Baba adıyla anılan zatın tekkesi çok güzel bir yerede
ormanların içinde bir su kenarında olduğundan bahsedilir.Günümüzde tekkeden eser
yoktur ve yeri bilinmemektedir.
Çok ilginç bir rivayetten bahseder İsmail Bıçakçı kitabında:
Bügün bir gayrimüslim bir vatandaşın tarlasında bulunan Kültüklü Baba türbesi
tarlanın sahibi sahibi tarafından yıkılmak istenmiş, fakat tam yıkım zamanına yakın
bu vatandaş ağır bir hastalığa yakalanmış ve rüyasında bir zat görerek, bu zat
kendisine ‘bu türbeyi sakın yıkma senin felaketin olur’demiş.Bu kişi o gece rüyasına
giren kişiye yıkmayacağına dair söz vermiş ve iyileşmiştir.
Başka bir efsaneye göre de yine bölge halkından bir gayrimüslim vatandaş tekkede
altın armaya karar vermiş ve mezarı kazmış fakat hiş bir şey bulamamıştır,türbeden
çıkarken bakmış girişte çok güzel bir mermer taş var ne oldu oldu demiş, bari bu taşı
alayım ahırda kullanırım ve taşı yerinden sökerek evine götürmüş, ahırın bir yerine
koymuş gece olunca yatağına yatmış ve rüyasında Kütüklü Baba’yı görmüş,’aldığın
taşı yerine koy,yoksa ölürsün’demiş.Sabaha kadar rüyayı tekrar tekrar görür,sonraki
gün şaşkın bir halde bu gecede rüyama girerse bir hal çaresine bakarız demiş,gece
olunca yine aynı rüya,bir sonraki gecede aynı rüya ve vatandaş bir doktora giderek
durumu anlatır bir sürü tahlil falan adamda bir şey yoktur,Doktor adama ‘sana
rüyanda söyleneni yapmadan bundan kurtulamıyacaksın’ demiş,adam eve gelince
hemen söktüğü mermer taşı almış ve eski yerine koymuş böylece rüyadan
kurtulmuştur.
Biraz mistik olsada bu hikayeler belki bir türbenin bugünlere ulaşmasını sağlamiştir.
Türbe 16. yy.la ait bir yapıdır,tamamen kesme taştan yapılmıştır, iki kubbeli bir
yapıdır ,kubbeler kiremit ortülüdür,giriş kapısı yoktur,iki bölümden oluşur,ilk bölüm
boş,ikinci bölümde bu ulu zatın sandukası vardır.Kitabesi yerınde yoktur ve nerede
olduğu bilinmemektedir.
Temizliği çevre halkı tarafından yapılan türbe,son yıllarda çok iyi bir restorasyondan geçirilmiştir.Uzman ekipler tarafından yapılan restorasyon bitmek üzeredir.Batı Trakya’da böylesine değerli bir tekkenin varliğı dahi unutulmuştur.
Bölgemizdeki bu önemli ata yadigarı türbenin nice badireler atlatarak günümüze
kadar ayakta kalması dahi bir mucizedir,kimsenin bilmediği kuş uçmaz kervan
geçmez bir tarlanın ortasındadır..
Böyle güzel bir eserin daha çok tanıtıma ihtiyacı vardır.

———————————————————————————————-

*Buhara:Özbekistan’da tarihi bir şehir.
*Horasan: Tam olarak bilinmemekle beraber İran’ın doğusunda Afganistan tarafında
çok geniş bir alandır.

2- Bu efsane, İskeçe’de yaşanmıştır..
Oldukça ilginç bir efsanedir. İskeçe’de, Sünnetçi Köyü yakınlarında Boru Gölü’nün batısında “Kütüklü Tekke” diye anılan bir tekke vardır. Yöre halkı bu tekkeyi ve başından geçenleri iyi bilir. Birde Tekkenin, civarında üç yüz dönüm kadar bir ormanı varmış. Bu ormandan hiçbir Allahın kulu bir çöp dahi götüremezmiş. Ormanda oldukça da fazla sayıda arı yaşarmış.

Olacak bu ya, hırsızlar bir gece tekkenin yanında ki kovanlardan göz koydukları iki kovan arıyı alıp gitmişler. Yürümüşler, yürümüşler, yürümüşler… Epeyce yürüyüp tekkeden uzaklaştıklarına kanaat getirince durup soluklanmaya karar vermişler. Tenha bir yerde durmuşlar. Arkalarına dönüp birde bakmışlar ki, tekke de hemen yanı başlarında. Molaları umduklarından kısa sürmüş. Hayret ve şaşkınlık ve birazda korku içerisinde yollarına bir kez daha devam etmişler.

Bu seferinde de yine saatlerce yürümüşler, yürümüşler… Bir yerde daha durup yeniden dinlemeye karar vermişler. Yine arkalarına dönüp bakmışlar. Bir de ne görsünler, tekke yine yanlarında, onları yine takip etmiş. Hırsızların korku ve şaşkınlıkları artmış. Olanlara bir anlam veremeyip şaşırıp kalmışlar. Biraz daha yürümüşler. Yorulduklarında bir mola daha vermişler. Yine arkalarına baktıklarında tekkeyi bir kez daha yanlarında görünce korkuları had safhaya ulaşmış. Anlamışlar ki, işin esrarı çaldıkları kovanlarda. Aralarında istişare edip kovanları çaldıkları yere bırakmaya karar vermişler. Hemen geri dönüp kovanları ait oldukları yere koymuşlar.

Koşar adımlarla, nefes nefese, korku ve telaş içerisinde bulundukları yerden ayrılmışlar. Az sonra durup arkalarına tekrar korku ve panik içerisinde son bir kez daha bakmışlar. Bu seferinde tekkeyi yanlarında göremeyince deriiin bir nefes almışlar. Bir daha hırsızlık yapmamaya azm-ü cezm-i kast eyleyerek koşar adımlarla köylerinin yolunu tutmuşlar. Bir daha hırsızlık yapmak bir yana, kendilerine ait olmayana el uzatmamışlar, uzatanlara da mani olmuşlar.

Kütüklü Tekke ile ilgili bir başka efsane de şu: “Gereviz’den yani tekkenin en yakın köylerinde bir Rumun biri, gitmiş, Tekkenin içinde bir mezar var tabi, Demiş: “Şu mezarı ben kazayım da bunun içinde para vardır. Kazmışlar, kazmışlar, bir iki boy kazmışlar, para çıkmamış. Fakat tekkenin eşik taşı varmış, mermerden yapılmış, dörtköşe, gayet güzel bir taş. Taş hoşuna gitmiş Rumun birisinin. “Alayım bunu bari” demiş “Gideyim hayvan damına, hayvan alnına koyayım bunu eşik taşı yapayım” almış götürmüş evine adam, koymuş dama, eşik taşı yapmış.

Fakat o akşam yatmış. Rüyasında onun bütün gece durmadan “Taşı yerine götür, öleceksin” diye dermiş. Tekke Baba velhasıl Rum bütün gece sıkıntıdan uyuyamamış. Ertesi günü işine gitmiş. Ama o gördüğü rüya aklından hiç çıkmamış. Akşam gene olmuş, yatmış yatağına, gene sıkıntı almış, bir türlü uyuyamazmış. İlle “Taşı yerine götür” diye Kütüklü Tekke Baba söylermiş rüyasında. Sabah olmuş ikinci geceyi de hiç uyumadan geçirmiş. Bütün gece onu düşünmüş. Demiş: “Bu akşam da onu görürsem bakalım ne yapçam.” Üçüncü akşam da yatmış, gene bütün gece “Taşı yerine götür.i.. Taşı yerine götür”. Bütün gece gene söylenmiş sıkıntıdan. Rum bütün gece hiç uyuyamamış. Ertesi günü kalkmış İskeçe’ye doktora gitmiş, doktor bakmış, demiş: “Sen bi kötülük mü yaptın ne varsa aklında karik o vaadini yerine getir.” O da doktora anlatmış. Doktor demiş: “Sen taşı al yerine götür yoksa başka türlü uyuyamazsın.” Rum dönmüş doktordan, gelmiş köyüne. Almış taşı, götürmüş tekkeden çıkardığı yere. Daha âlâ daha güzel koymuş ve mezarı da biraz öteberi gömmüş.

Fakat bugünkü tekke tabi eskisine nazaran harabe durumda. Tekke denecek yanı yok yani.7

Tekkenin restorasyondan önceki hali

Kütüklü Baba Tekkesi, 15. 16. yüzyıla uzanan bir mezar yapısıdır. Bu anıt Vistonida Gölü’nün batı kıyısında, Trakya’da İskeçe İli’ndeki Selino’nun kuzeybatısındadır. Antik Anastasiupoli – Peritheorio’ya yakındır. Bölgenin Türkçe konuşan halkı arasında Kütüklü Baba Tekkesi olarak, Yunanlar arasında ise Tekke olarak bilinir. Bu binaya mezar anıtı olan türbe değil de dervişlerin manastırı olan tekke demek yanlıştır.

Bu yanlış 1826 yılında Sultan 2. Mahmut tarafından yıkılana kadar bir tekke olmasından ileri gelmektedir. Sultan Mahmut, o dönemde üyeleri Bektaşi derviş gruplarına dâhil olan Yeniçerilerin birliklerini dağıtma mücadelesi vermiştir. Başka bir söylentiye göre Kütüklü Baba Osmanlı askeri Gazi Evrenos’un dağınık güçlerinde olan bir dervişmiş ve orduda olduğu dönemde bu binayı yaptırmış. Bugün Evrenos Paşa’nın kurduğu binanın arşivleri bulunmamaktadır. Mimari yapısına göre (sekizgen) 15. yüzyılda veya 16. yüzyıl başlarında inşa edildiği tahmin edilmektedir.
Günümüzde sadece kubbeli tavanlı ve taştan yapılmış türbesi kalmıştır. İçinde yeşil kumaşlarla kaplı olarak çilecinin mezarı bulunmaktadır; ayrıca da bir ön salonu vardır. BEKTAŞİLİK sembolleri kılıç ve külahı kabartma olarak görebilirsiniz. Büyük ihtimalle eski bir Hristiyan tapınağının harabeleri üzerine inşa edilmiştir. Günümüzde bu bina yörenin Müslüman ve Hristiyan sakinleri için bir ibadethane görevi görmektedir. Müslümanlar için Kütüklü Baba’nın türbesidir; binanın doğu kısmı ise Hristiyanlar tarafından Agios Giorgos Kilisesi haline getirilmiştir.

Konu ile ilgili Özcan Hüseyin Nuri’nin video cekimini ”Facebook’ta İzle” tiklayarak izleyebilirsiniz..

Kaynak
Türbelerimiz,Gönderen Ergün Yıldız
Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün